• 0324 238 49 49

BİLGİ KÖŞESİ
Yanıklar

 Yanıklar, ilk Yardım Yanıklar ve Tedavisi

Yanığın önemi, derinliğinden çok yaygınlığına bağlıdır. Çünkü, dokuların ne denli sıvı (plasma) yiti­receğini, yanığın yayıldığı alanın büyüklüğü belirler. Bu, yanığın büyük olması durumunda önemli boyut­lara varabilir ve küçük çocuklardaki önemsiz bir ya­nığı bile doktora göstermek gerekebilir.

Geniş olma­yan, ancak derin bir yanık, kötü bir iz bırakacaktır. Ver­diği rahatsızlığın yanı sıra ne denli büyük ve ciddi tehlikeler yarattığı göz önüne alınarak yanıklardan kaçın­ma konusunda olabildiğince dikkatli davranmak ge­rekir.

Yanan deri, hemen kızarır, şişer ve su toplar. Önemsiz bir yanıktan, derinin yalnız üst tabakaları et­kilenir. Derin bir yanıktan, sinir kökleri de etkilene­ceği için, daha az acı duyulur.


Yanık Tedavisi

Yanan yer, hemen, acı geçene dek soğuk suya so­kulmalı ve 5-10 dakika bekletilmelidir. Yanığa üste sı­cak bir sıvı dökülmesinin neden olması durumunda tüm ıslak giysiler dikkatle çıkartılmalıdır. Yanık giy­siler, eğer kuruysalar ve soğumuşlarsa, daha önce ısıyla sterlize olmuş oldukları gözönüne alınarak he­men çıkartılmamalıdır. Yüzük gibi, beden üzerine sı­kıca oturan eşyalar, yanan yer şişmeye başlamadan önce çıkartılmalıdır.

Deride su toplayan yerler, alt tabakaları korudu­ğu için patlatılmamalıdır. İçlerindeki sıvı birkaç gün içinde emilecektir. Yanık yer açık tutulmalı ya da üzeri bir çarşaf ya da mendille örtülmelidir.

Enfeksiyonları önlemek amacıyla yanığa hiçbir şey değmemesine özen gösterilir. Ağrıyı gidermek için aspirin ya da benzeri ilaçlar verilebilir.


Ne zaman doktora başvurmalı?

Çok küçük yanıklar dışında gecikmeden doktora başvurmakta yarar vardır. Böylelikle çocuğun klinik durumu belirlenir ve gerekli tedavi uygulamaya konulur.

Kabakulak

Kabakulak, virütik bir hastalıktır. Bir başka deyişle hastalığa virüsler neden olur. Hastalık, tükürük bezlerini, özellikle kulağın hemen altında ve önünde, çe­ne kemiklerinin köşelerinde yer alan parotid bezlerini etkiler. Fazla bulaşıcı değildir ve 5 yaşın altındaki ço­cuklarda pek görülmez. Bir kez geçiren çocuk bağı­şıklık kazanacağı için ikinci kez geçirilmesi olasılığı çok düşüktür. Hastalığın alınmasıyla belirtilerinin or­taya çıkması arasındaki dönem (kuluçka dönemi) yak­laşık üç haftadır.

Kabakulak Hastalığı Belirtileri

Başlıca belirti, parotid bezlerinin şişmesi ve hassaslaşmasıdır. Genellikle hastalık, önce bir kulağın altında başlar ve en fazla beş gün içinde diğer kula­ğın altına atlar. Genellikle hafif ateş ve halsizlik duy­gusu vardır. Parotid bezleri tükürük salgılanmasıyla ilişkili oldukları için çocuk, ağzının kuruduğundan ya­kınabilir. Hastalık 6-10 gün içinde kendiliğinden ge­çer.


Kabakulak Hastalığı Tedavisi

Kabakulağın rahatsızlıkların giderilmesi dışında özel bir tedavisi yoktur. Acıyı gidermek amacıyla ılık bir tülbent ya da ılık su dolu bir şişeyle, şiş bezler üzerine kompres yapılması yararlı olabilir. Aspirin gibi uygun analjezik ilaçlar kullanılabilir. Çocuk, ağzını açmakta güçlük çekeceğinden besleyici, yumuşak yiyecekler ve yeterince sıvı verilmelidir. Ağız kuruysa, dili ve ağzı nemli tutmak amacıyla gargara yapılma­sına özen gösterilmelidir. Böylece temiz olması da sağlanır.

Hastalığın gereksiz yere aşırı yayılmasını önle­mek amacıyla hasta çocuğun kullandığı çatal, bıçak ve kaplar ayrılmalıdır. Çocuğun şişler indikten son­ra bir hafta süreyle okuldan uzak tutulması da yarar­lı olacaktır.

Su Çiçeği

Suçiçeği, herpeszoster adlı bir virüsün neden ol­duğu, çok bulaşıcı bir hastalıktır. Kızamıkçık gibi bir "damlacık enfeksiyonu"dur. Hastalığın kuluçka dö­nemi, iki hafta sürer ve çocuk, hastalığı dökmeden bir gün öncesinden başlayarak döküntüler kabukla kaplanana dek hastalığı bulaştırır.

Su Çiçeği Hastalığı Belirtiler

Hastalığın karakteristik belirtisi, rahatsız edici, ka­şınan ve gövdeden başlayarak kulakları ve ağzı da içermek üzere yüze ve kollarla bacakların üst kısım­larına yayılan döküntüdür. Küçük, pembe noktalar şeklinde başlayan döküntülerin içleri zamanla su top­lar.

Döküntüler, daha sonra patlar ve kabuk bağlar. 7-10 gün sonra dökülen kabukların bıraktığı pembe renkli izler, kısa sürede kaybolur. Döküntü, bedenin her yerinde birden değil de değişik yerlerinde, sıray­la, parça parça ortaya çıkar. Bu nedenle beden üze­rinde, değişik aşamalardaki döküntüler bir arada görülebilir. Çocuk, kaşınma yüzünden rahatsız ola­bilir. Hastalık, genellikle hafif ateş yapar.



Su Çiçeği Hastalığı Tedavisi

Tedavi, kaşınmanın verdiği rahatsızlığın kalaminli losyonlar sürülerek ve hafif uyuşturucular verilerek giderilmesinden oluşur.Döküntülerin, kaşıma nedeniyle iltihaplanması dı­şında önemli bir komplikasyonu görülmez. Sürekli iz bırakan yaralara dönüşebileceği için bu tür iltihap­ların oluşmasına izin verilmemelidir.

Karın Ağrısı

Karın ağrısı, apandist ya da başka bir rahatsızlı­ğa bağlı olabileceği kaygısıyla anne-babaları üzer ve telaşlandırır. Ancak, çocuklarda karın ağrısı sık gö­rülen ve nedenleri pek çeşitli olan bir rahatsızlıktır. 

Bedenin başka yerlerindeki, örneğin bademciklerdeki iltihaplar karındaki lenf bezlerinin şişmesine ve karın ağrısına neden olabilir. Bağırsakların ishal nede­niyle aşırı hareketi sonucu, gelip geçici ağrılar türünde olabilir. Kabızlık, pek ender olarak karın ağ­rısına neden olur. Ancak kabızlığı gidermek amacıyla kullanılan müshil ilaçları, karın ağrısı yapabilir.

Ayrıca duygusal sarsıntılar ve stres, karın ağrısı­na neden olabilir. Ancak bu durumlarda çocuğun numara yapıp yapmadığından emin olmak gerekir. Karnı gerçekten ağrımayan çocuk, bu şikâyetinin dışında tümüyle sağlıklı görünecektir.

Çocuğun, karnının neresinin ve nasıl ağrıdığını ta­nımlaması güçtür. Karın ağrısı deyimini, büyüklerin kullandığından farklı anlamda kullanabilir, "karnım ağrıyor" diyen çocuk, gerçekte mide bulantısından ya da genel bir halsizlik duygusundan yakınıyor da olabilir.

Kusma

Kusma, çocuğun bünyesine uymayan bir yiyecek yemesi, aşırı yeme, duygusal sarsıntı, kara ya da de­niz yolculuğu gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Ge­nellikle bağırsak enfeksiyonu kusmanın nedenidir. Ancak bu tür gıda zehirlenmelerinin dışında, bede­nin başka yerlerindeki, örneğin kulak ve bademciklerdeki enfeksiyonlar da kusmaya neden olabilir. Çocuk, kustuktan sonra solgun görünebilir ve üşüyebilir. Ancak bu belirtiler telaşlandırmamalıdır, çün­kü bir süre sonra kaybolacaktır.

Yol Hastalığı: Yolculuk, pek çok çocuğu rahatsız eder. Yolculuklarda önceden alınacak önlemlerin, te­daviden çok daha yararlı olduğunu unutmamak ge­rekir. Yol hastalıklarına karşı pek çok uygun antihistaminik ilaç vardır. Bu ilaçlar genellikle yola çıkılma­dan yarım saat önce alınır ve yol boyunca her yarım saatte bir uygun dozda verilir. Bu ilaçların uyku ver­meleri de, ayrı bir yarar olarak görülebilir.

Kusma Hastalığı Tedavisi

Çocuğa 6-8 saat süreyle bir şey yedirilmemeli, an­cak her 1-2 saatte bir ya da daha sık su verilmelidir. Kusma azaldıkça kızarmış ekmek, bisküvi gibi yiye­ceklere, giderek normal gıdalara geçilmelidir.

Öksürük

Öksürük, anne ve babanın doktora başvurmaları­na neden olan belirtilerden biridir. Hava borusuna ya­bancı parçacıklar girince kendiliğinden oluşur. Bu nedenle sümük, balgam gibi maddelerin ciğerlere gir­mesini önlemek açısından koruyucu bir işlevi vardır.

Yine öksürük, göğüsteki balgam yada iltihapların dı­şarı atılmasına olanak sağlar. Bütün bu nedenler göz-önüne alındığında öksürüğün, zarardan çok yararı olduğu ve bastırılmasının da, yarardan çok zarar ve­rebileceği ortaya çıkar. Ancak yine de, aşağıda be­lirtilen durumlarda öksürüğün tedavisi gerekli olabilir:


1- Öksürük kuru ve balgam çıkartılmasını sağla­mıyorsa,
2- Gece öksürüğü, hastanın ve aile bireylerinin uy­kusunu engelliyorsa,
3- Kaburgaları saran kaslar, öksürük nedeniyle aşırı geriliyor ve acı veriyorsa,
4- Balgam aşırı miktarda ise ve hasta çıkarmakta güçlük çekiyorsa,
5- Boğmaca belirtilerinden birine rastlanmışsa.


Öksürük Tedavisi

Öksürüğün Bastırılması: Ballı süt gibi sıcak içe­cekler, öksürük refleksinin bastırılması açısından çok yararlıdır. Etkin öksürük şuruplarının çoğu da reçe­tesiz olarak alınabilir.

Buğu Teneffüsü: Bu yöntem, ancak daha büyük çocuklarda güvenli bir biçimde uygulanabilir. Vicks ya da bu amaçla hazırlanmış özel ilaçlar, sıcak suyun içine atılır. Sudan çıkan buğunun teneffüs ettirilme­si, öksürüğü azaltır ve balgam çıkartılmasını kolay­laştırır. Bu amaçla içinde sıcak su bulunan bir kaba, söz konusu ilaçtan küçük bir miktar konulur.

Çocu­ğa, başını suyun hemen üzerinde tutması, söylenir. Çocuğun başı, bu durumdayken bir havlu ile örtülür ve üç-dört dakika derin nefes alması sağlanır. Çocuğun yüzünün ciddi biçimde yanabileceği olasılığını unutmamak ve yüzünün, suya değmemesine kesin­likle özen göstermek gerekir. Terlemesine neden ola­cağı için bu tedavi, çocuk yatmadan önce uygula­nmalıdır.


İlaç: Öksürük, bedenin olağan koruma mekaniz­malarıyla baş edemediği bir iltihap nedeniyle ortaya çıkmışsa doktor, uygun bir antibiyotik kullanılması­nı önerir.

Ne zaman doktora başvurmalı?

Öksürük, sıradan bir üşütme geçtikten sonra da sürüyorsa.
Öksürük, çocuğun sarı ya da yeşil renkli balgam tükürmesine neden oluyorsa (Bu, çocuğun bronşit olduğunu gösterebilir).
Öksürük, göğüste acıya ya da nefes darlığına ne­den oluyorsa.
Öksürük, nöbet halinde geliyorsaÇocuk, genel olarak iyi görünmüyorsa.

Ateş

Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. 

Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 - 37,5 arasında ise normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir.

Ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.

Kızamık

Salgın yapan virütik bir çocukluk çağı hastalığıdır.

Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir.

Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve bacaklara yayılır.

Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat gösterilmelidir. 

Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir. kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.

Çiban

Çıbanlara, kıl köklerinin altındaki bezeleri enfekte eden stafilekok bakterisi neden olur. Basit bir çı­ban, sıcak kompres yapılarak tedavi edilebilir. Bu amaçla enfekte alan sıcak suya batırılabilir ya da üze­rine sıcak havlu konulabilir. 

Çıbanın baş vermesini sağlamak amacıyla magnezyum sülfatlı bir krem sü­rülebilir. Baş verdikten sonra, steril bir iğneyle deli­nebilir.

Yüzdeki çıbanları, kurtulmak amacıyla sıkmamak gerekir. Çünkü bu, iltihabın yine kana karışmasına ne­den olur. Çıban tedaviyle iyileşmiyor ve büyüyorsa ya da sık sık yineleniyorsa, dok­tora başvurulmalıdır. Bu durumlarda antibiyotik te­davisi ve çıban oluşmasının nedenleri araştırılır.

Siğiller

Siğiller ve Tedavisi, Genital Siğiller

Siğiller, okul çocuklarında çok sık görülen, genel­likle ellerdeki ve ayak tabanındaki kabartılardır. Ilık ve nemli koşullardan hoşlanan bir virüsten kaynak­lanırlar. Doğrudan temasla Hızla yayılabilirler. Bu ne­denle siğilleri kapalı tutmalı ve çocuğu yalnız kendi havlusunu kullanmaya teşvik etmelidir. Kendiliğinden kaybolabilirler. Ama genellikle tedavi edilmeden ortadan kalkmazlar.


Siğil Tedavi

Siğil, virüsü öldüren formalin ya da podofilin gi­bi bir ilaçla boyanır. Ancak siğilleri, yakmak ya da dondurmak da mümkündür. Çocuk, siğiller geçene dek yüzmemeli ve başkalarıyla gereksiz deri temasın­da bulunmamalıdır.

Saç Bitleri

 Bitler, çok rahatsızlık vermelerinin yanı sıra, ço­cuğun pis olduğunu gösterdiği kaygısıyla bir utanç kaynağıdırlar. Gerçekte bit, temiz, yağsız ve kepek-siz saçları yeğler. İnsan kanıyla beslenen parazitler­dir. 

Saç kıllarının dibine sıkıca yerleştirdikleri beyaz renkli yumurtalar, kepek gibi kolaylıkla dökülmez. Ay­nı tarağın kullanılması ya da temasla kolaylıkla ge­çebilir. Bu yüzden bitlenen çocuk, okula gönderilmemelidir.


Saç Biti Nasıl Temizlenir, Saç Biti İçin Tedavi Bilgileri

Saç, özel bir şampuanla yıkanmalı ve in­ce dişli, tercihan metal bir tarakla taranmalıdır. Tüm ailenin tedavi edilmesi gerektiğini unutmamak gere­kir.

Çocuklarda Fıtık

 En sık görülen fıtık tipi, kasık fıtığıdır. Dolaylı ya da dolaysız olabilir. Dolaysız fıtıkta, karın duvarındaki zayıf bir noktadan öksürük, kabızlık nedeniyle ıkınma sonucu bağır­sağın bir bölümü dışarı fırlar. 

Çoğunlukla doğmalık olan do­laylı fıtıkta bağırsak parçası erbezi torbasına doğru uzantı ya­par. Bebeklerde çok sık görülen göbek fıtığı genellikle kendi­liğinden iyileşir. Geç iyileşen ya da mikroplanma sonucu il­tihaplanan göbek fıtığı mutlaka bir doktora gösterilmelidir. Çocuklarda görülen fıtık genellikle kendiliğinden kapanır. Bü­yük fıtıklarda ameliyat şarttır.

Yeni Doğan Bebeklerde Görülen Deri Hastalıkları

Doğmalık eksik deri yapısı, kalıtsal hastalıklar, tümörler, bakteri, vi­rüs, organizma ve mantar hastalıkları, deri değişiklikleri, ka­barcık ve yumrular oluşturan hastalıkla, sivilceler, egzama, alerjik deri tahrişleri, kanamalar bebeklik ve çocukluk döne­minde görülen deri hastalıklarındandır.

Konak: Genellikle doğumdan iki ay kadar sonra bebeğin başında ortaya çıkan, konak adı verilen kabuklar oldukça ka­şıntılıdır. Konak, özel merhemlerle tedavi edilebilir.


Egzama Yaraları: Bebeğin kalça bölgesinde, koltuk altlarında, boyun kıvrımlarında, kulakların arkasında, özellikle de­rinin kat yaptığı bölgelerde iltihaplı, ıslak kızartılar ortaya çıkar. Bu kısımların kuru tutulması ve sık sık pudralanması, su geçirmeyen lastik kilot kullanılmaması vakaların ağırlaş­masını önler ve tamamen geçirir.

Doğum Lekesi ya da Benleri: Çoğunlukla yeni doğmuş be­beklerle küçük çocuklarda görülen ve büyüme sırasında ufalarak kaybolan, kan damarları topluluğunun oluşturduğu za­rarsız oluşumlardır.

Deri İltihabı (Dermatit): Bebeklik döneminde çok sık gö­rülür. Kan yoluyla ya da dışarıdan gelen mikropların deride çıbanlar ya da sivilceler oluşturmasıyla ortaya çıkan bir hasta­lıktır. Tedavi nedene yöneliktir. Her şeyden önce derinin te­mizliğine önem verilmesi gerekmektedir.

Deride Oluşan Küçük Kabarcıklar: Deri üzerinde topluiğne başı kadar minik ya da mercimek büyüklüğünde kabarcıklar oluşur ve genellikle deri dokusunun fazlalığı olarak nitelendi­rilmektedir. Üst derinin kalınlaşması sırasında bazı yeni doğ­muş bebeklerde görülen darı tanesi büyüklüğündeki kabartı­ların ve çok kaşıntılı sivilcelerin nedeni yağ bezlerinin aşırı sal­gı yapması sonucudur.

Yumrular: Fındık büyüklüğünde olabilir ve deri dışına ta­şan doku fazlalığından başka bir şey değildir. Daha çok doku iltihaplanması ve derinin şişmesi sonucu görülür.

Çocuklarda Kaşıntılı Sivilceler (Kurdeşen, Ürtiker): Gıdalara gösteri­len alerjik reaksiyon sonucu oluşur. Vücut bazı maddelere karşı aşırı derecede duyarlıdır. Böcek sokmaları da deride ka­şıntılı sivilcelerin oluşmasına neden olabilir.

Su Toplamış Küçük Kabarcıklar: Deride mercimek büyük­lüğünde kabarcıklar oluşur ve içi su toplar. Su toplayan ka­barcığın çevresinde de kırmızı bir halka belirir. Böyle oluşum­lar deri döküntüsüne neden olan hastalıklarda görülür.

İltihaplı Sivilceler: Deri üzerinde oluşan sivilcelerin içinde iltihap vardır ve kolaylıkla yayılma eğilimi gösterirler.

Bebeklerde İsilik: Genellikle idrardaki fazla amonyak nedeniyle bacak aralarında, apışlarda, üretim organları çevresinde ve kaba etlerde görülür. Kuru tutulmalı, pudralanmalı ve çocuğun bezleri kaynatılarak amonyaktan arındırılmalıdır.

Çocuklarda Kepek: Aşırı derecede keratin maddesinin birikimi sonucu çeşitli deri hastalıklarında görülebilir. Kepek, genellikle deri­nin başka bir duruma geçmesi ya da eski halini alması sırasın­da oluşur. Kızıl, egzama gibi hastalıklarda görülür. Deri pul pul kepek halinde dökülür. Genellikle bebeklerde çok sık gö­rülmektedir.

Kabuk: Doku sıvısının, kanın ya da iltihabın kuruması so­nucu yaranın üzerini örten kalın deri tabakasıdır. Genellikle yaranın tamamen iyileşmesinden sonra kendiliğinden düşer.

Deri Hastalıklarının Genel Tedavisi: Tedavi genellikle has­talığın nedenine yönelik ve ilaç tedavisidir. Bulaşıcı hastalık­ların oluşturduğu deri döküntüleri herhangi bir tedaviye ge­rek göstermez. Özel durumlarda, derinin çok dikkatli tedavisi gerekebilir ve yalnızca bir doktor tarafından yapılması gerek­lidir.

Çocuk Felci

Çocuk Felci Nedir?, Salgın Çocuk Felci Hakkında Bigiler

Çocuk Felci Hastalığı Çocuklarda görülen mikroplu ve bulaşıcı has­talıklardan birisidir. Sinir sisteminin omurilik kısmında ilti­hap husule gelmesiyle kendisini gösteren bu hastalığa doktor­lar (Poliyomiyelit) veya sadece (Poliyo) derler. İlk defa (Hayne) ve (Medin) adındaki iki âlim bu hastalıkla uğraştıkları için bazı yerlerde (Hayne-Medin hastalığı) diye de anılmaktadır.

Ondokuz ve yirminci yüzyıllarda dünyanın birçok yerle­rinde bu hastalığa tutulan binlerce çocuk görülmüş ve iyice tetkik edilmiştir.
Hastalık, bütün dünyada görülüyorsa da Avrupa'nın ku­zey kesimlerinde ve Amerika'da daha fazla olmaktadır.

Bizim memleketimizde öteden beri bu hastalığa tek tük vakalar halinde rastlanır. Fakat son zamanlarda çocuk doktor­ları hastalığın yurdumuzda da artmağa başladığını söylemek­tedirler.
Çocuk felcini yapan âmil ufak bir virüstür. Çok küçük olan bu virüsün başlıca üç tipi vardır.
Hastalık en ziyade yaz ve sonbahar aylarında (1 - 4) yaş­ları arasında çocuklarda görülmektedir.

Hastalık mikroplan hastaların boğaz ve burunlarında oturduğundan, öksürür, aksırır, ve söz söylerken ağız ve bu­rundan fırlayan tükürük damlacıkları ile etrafa yayıldığı an­laşılmaktadır.

Hastaların tükürük ve ağız ifrazlarıyla kirlenmiş eşyaları ve sağlam göründükleri halde burun ve boğazlarında mikrop bulunan ve bunu etraflarına saçıp bulaştıran (sağlam taşıyıcı­lar) da vardır.

Hastaların dışkılarında (büyük apteslerinde) hastalık mik­roplarının mevcut bulunduğu, mikropların bu yoldan lâğımla­ra, sulara ve gıda maddelerine intikal ederek bunların da bu­laşmada büyük rol oynadıkları tesbit edilmiştir. Yaz aylarında lâğım akan sahillerde yapılacak banyoların bulaşma bakımından tehlikeli olduğu da ileri sürül­mektedir.

Çeşitli pislikler, üzerine ko­narak ve oradan oraya uçarak yaz aylarında faaliyet gösteren karasineklerin de çocuk felci mikroplarını gıda maddelerini taşıyıp insanlara bulaştırmada vasıta oldukları önemle bildiril­mektedir.


Çocuk Felci Belirtileri

Mikrop alındık­tan bir müddet sonra hasta­lık yüksek ateşle, nezle ve grip tarzında başlar. Vücudun her tarafında ağrılar, kırıklıklar, kusmalar, mide bağırsak bozuk­lukları, ishal ve inkıbaz, burun, boğaz nezleleri ortaya çıkar.

Hastada şiddetli baş ağrısı, sersemlik, huzursuzluk vardır. Bu devreden sonra ateş düşmeğe ve hastalar kendilerini iyi hissetmeğe başlarlarsa da, birdenbire menenjite benzeyen bir­takım sinir sistemi bozuklukları ve daha sonra kol ve bacak gibi organlarda felçler ortaya çıkar. Bu felçler, yumuşak felç karakterindedir. Yalnız hareket yollarına aittir. His yollarında büyük bir bozukluk yoktur.

Bunu müteakip hastalık müzmin bir şekil alır. Felce uğra­yan organların kasları yavaş yavaş kuvvet ve canlılığını kaybe­der, ufalır ve küçülürler. Kol ve bacaklarda kuvvet kalmaz. Ba­zı vakalarda felçler, yapılan tedavi ile yavaş yavaş düzelir, hasta yeniden normal haline kavuşursa da bir çok vakalarda felçlerin bütün ömür boyunca devam ettikleri vardır.

Bu hastalık en ziyade, küçük yaştaki çocuklarda görülür. Büyüklerde görülmesi nâdirdir. Çok ölüme sebep olmaz, fakat yaptığı felçlerin uzun sürmesi ve tedavisinin uzun ve güç olma­sı gibi kötülükleri de vardır.

Çocuk felcinin yalnız ateş ve genel belirtilerle sanki bir grip veya soğuk algınlığı imiş gibi seyreden ve hiç felç yapma­yan şekilleri de vardır. Fakat, bu şekilde hastalığı tanımak ve ona teşhis koymak, çok defa mümkün olmaz. İnsan aldanabilir. Bu şekillerin felçlerin husule gelmesi gibi bir fenalığa mey­dan kalmadan bağışıklık sağlaması kabil olduğundan bulaşma şartlarına maruz kalan insanlardan bir çoklarının hastalığa tutulmamalarının sırrını bu suretle izah etmek mümkün olur.

Bazı hastalarda teneffüs sisteminde felçler hâsıl olması, has­tanın nefes almasına engel olarak ve akciğerde çeşitli iltihap­ların ortaya çıkmasına kapı açarak hayatın tehlikeye girmesi­ne sebep olur.
Hastalığa tutulan çocukların, bir kısmında aptallık, ser­semlik gibi hallerin kalması, hastalığın fena ihtilâtlarından sa­yılır.


Çocuk Felci Tedavisi

Hastalığın özel bir ilâcı olmadığından, ateşli ve gürültülü zamanında ateş düşürücü ve ağrıları dindirici ilâçlar kullanılır. Hastanın en azından bir, bir buçuk ay kadar yatakta yatırılıp tedavisi lâzımdır.

Bu hastalığa tutulup kurtulmuş ve bağışıklık kazanmış sağlam insanların kanını almak ve bu kanın serumunu çıkara­rak, hastaların belkemiği kanalı içine enjeksiyon yapmakta rayda görüldüğü yazılmıştır. Fakat, bu tedavi felçler başlama dan yapılmalıdır. Felçler teşekkül edip yerleştikten sonra, haf­talar ve aylarca kol ve bacak gibi organlara friksiyon, masaj ve elektrik tedavileri yapılması icap eder.

(Gamaglobülin) ve (plasma) tedavisinden de fayda görül­mektedir. Hastayı tedavi eden doktor, uygun gördüğü diğer ilâçları tatbik eder. Küçük çocukların organlarında hâsıl olan felçleri dikkatli bir surette tedavi etmek ve organlarındaki ak­saklıkları uygun vasıtalarla düzeltmeğe çalışmak yerinde olur. Masajlarla birlikte sıcak banyoların da faydası olur.


Çocuk Felcinden Korunma Yolları, Çocuk Felci Aşısı

Hastalık bulaşıcı olduğu için hastaların, (3-4) hafta müddetle sağlamlardan ayrılıp tedavi edilmesi lâzımdır.

Hastaların dışkılarını (büyük apteslerini) mikrop öldürü­cü ilâçlarla dezenfekte etmelidir. Pişmeden yenecek gıdaları gayet temiz tutmak ve karasineklerle mücadele etmek en önemli tedbirlerdendir. Suların ve sütlerin temizliğine de itina edilmelidir.

(Salk) adındaki Amerikalı bir âlim, hastalık virüsünü üre­tip, öldürerek bir aşı hazırlamıştır ki, bugün bütün dünyada bu aşıdan koruyucu olarak faydalanılmaktadır.

Hastalık çıkan yerlerde, çocuklara bu aşının yapılması lâ­zım gelir. (Salk) aşısından sonra hastalık virüslerini canlı fa­kat hastalık yapamayacak bir şekle sokmakla hazırlanan ve ağızdan verilmek suretiyle tatbik edilen bir aşı daha keşfedil­miştir. (Sabin aşısı)

Bu aşının (Salk) aşısından daha büyük bir koruyucu has­sası mevcut olduğu iddia edilmektedir.

Burun Kanaması

Burnu kanayan çocuk, dik durumda bir taşın önünde oturtulmalıdır. Burnun kemikli kısmının he­men altından sıkıca tutarak, 5-10 dakika süreyle ka­nayan noktaya baskı yapmalıdır. Soğuk bir tülbenti ya da bir parça buzu burnun üzerine koymak yararlı olur.

Ne zaman doktora başvurmalı?

Kanama durmuyor ya da sık sık yineleniyorsa, burnun sarılması gerekebilir.